25 Ağustos 2009 Salı

Sanal bulut gerçeği


Bulut işletim sistemi geçtiğimiz yıllar içinde farklı yerlerde gelişme gösteren bir terim olup şu an için birden fazla anlamı olan bir noktaya ulaşmıştır ve bu karmaşanın piyasayı sarması gibi bir tehlike söz konusudur.
Bilgisayar işlemlerinin bulut içinde gerçekleştirilmesi esasen dinamik olarak ölçeklendirilebilen kaynakların Internet üzerinden bir hizmet - bu uygulamalar, altyapı, depolama ya da platform olabilir - olarak sunulduğu bir bilgi işlem yöntemidir. Sosyal ve ekonomik değişimlerin yaygınlaşması bu yeni teknoloji çağının başlamasına yardımcı olmaktadır. E-posta, sosyal ağlar ve çevrimiçi bankacılık hizmetleri bu yeni çağın başlangıcını tetikleyen etkenlerden sadece bazılarıdır. BT endüstrisinde, yapılabilecekler ve yapılanlar anlamında aldatmacalar bazen gerçeklerin ötesine geçmektedir ama bulut işletim sistemi konusunda bu yeni ve avantajlı sektörün tahminleri karşılayabilmesine yardımcı olan şey altta yatan teknoloji, özellikle ifade etmek gerekirse sunucular ve işlemcilerdeki tasarım değişiklikleridir.

Bulut işletim sistemi kullanıcılara yeni uygulamalar, ek depolama alanı ve daha hızlı bilgi işlem gibi ek kaynaklara erişebilme olanağı sunar ve genellikle bu yükseltmelerle birlikte ortaya çıkan altyapı karmaşasını azaltır. Buna gerçek dünyadan örnek olarak bir şirketin reklamlarının televizyonda yayınlanması verilebilir. Reklam yayınlandıktan sonra şirket, 24 saat içinde web sitesine yönelik trafiğin önemli ölçüde artmasını bekleyecektir ve bu nedenle de bir bulut tedarikçisinden talebin zirveye ulaşacağının tahmin edildiği dönemde ek işlemci kapasitesi satın alması gerekebilir.

Ancak, etkili olmak adına, mühendislerin ve BT yöneticilerinin bu kaynaklara en çok nerede ihtiyaç duyulacağı konusunda net bir fikirleri olması gerekir ve bu nedenle de saydam bir altyapıya sahip olmak, kaynakların uygun şekilde tahsis edilebilmesinde hayati bir önem taşımaktadır. Birçok şirketin bulut işletim sistemi stratejisine adım atmadan önce sanallaştırma teknolojisini kullanmalarının nedeni de budur. Sanallaştırma genellikle kaynakların temin edilmesini kolaylaştıran ve bulut işletim sistemine geçişi kolaylaştıran bir etkendir.

Sanallaştırma yazılımın donanımdan bağımsız hale gelmesini sağlar ve bu da bellek ve depolama gibi kaynakların yazılımın gereksinimine göre tahsis edilmesiyle, birden fazla işletim sistemi ve uygulamanın aynı fiziksel sunucu üzerindeki sanal makinelerde çalıştırılabilmesi ile sonuçlanır.

Sanallaştırma sunucularını etkili bir şekilde çalıştırmak ve bulut işletim sisteminin benimsenmesine yönelik ilk adımı atmak için, dengeli güç tüketimi ve ham performans anlamında, donanımların ve yazılımların optimize edilmesi gerekir. Bu denge kurularak sunucunun aşırı yüklenmesi sorunu hedef alınır ve en etkili şekilde çalışmaları için uygulama ve yazılım kaynakları buna uygun olarak tahsis edilir.

Peki ama işlemcilerin değişen doğası bulut işletim sistemi olgusunun gelişmesine nasıl yardımcı oluyor ve bu durum sonuçta bizi nereye ulaştıracak?

Daha fazla veriyi işleme alma, daha hızlı hesaplama yapma ve daha fazla belleğe erişme ihtiyacı arttıkça, 32 bitlik x86 işlemcilerden 64 bitlik x86 teknolojisine geçilmesi kurumların bilgi işlem talebinin artan hızına ayak uydurabilmelerini sağlamıştır. Bunu aynı anda birden fazla işlemin gerçekleştirilebilmesini sağlayan ve hiçbir çekirdeğin aşırı yüklenmeyeceğinden emin olunmasına yardım olan işlemci çekirdeği sayısının artması izlemiştir. Çok çekirdekli işlemci teknolojisi mümkün olabilecek en hızlı ve en az güç tüketen bilgisayarların üretilebilmesini sağlamıştır.

İşlemcinin artan işlevselliği bir bulut işletim sistemi stratejisi kullanmanın yollarını arayan kullanıcılara önemli avantajlar sağlamıştır. Aslında, dört çekirdekli ya da altı çekirdekli işlemcileri olan bir sunucu kullanmak güç gereksinimlerinin düşürülmesine yardımcı olabilir ve bu da güç tüketiminde tasarruf sağlanmasına ve sunucunun daha fazla enerji verimliliği elde etmesine yardımcı olur. Günümüzdeki işlemciler sanallaştırma teknolojisine hazırdır ve bir veri merkezindeki ya da bulut işletim sistemi için gerekli altyapılar gibi iş yüküne duyarlı altyapılar için tasarlanmıştır. Bir veri merkezindeki ya da bulut işletim sistemi için gerekli tam sunucu sayısı genellikle bunları bir sanallaştırma stratejisi altında birleştirerek azaltılabilir ve bu sunucuların enerji tüketimi sunucudaki işlemci tarafından düşürülebilir. Bununla birlikte, düşük güç tüketen bir işlemci kullanılarak işlemci tarafından üretilen ısı en aza indirgenir ve böylelikle daha az soğutma yapılması gerekir ve fan kapasitesi düşer ve daha da fazla güç tasarrufu sağlanır ve maliyet daha da düşer.

IDC 2012 yılına kadar bulut hizmetleri için yapılan BT harcamalarının yaklaşık %300 artarak 42 milyar Dolar’a ulaşacağını tahmin etmektedir. Teknoloji geliştikçe, zaten işlemci gücünde bir kullanım başına ücret modeline şahit olmaktayız ve gelecekte bu, şirketlerin büyük bir bölümünün devasa veri merkezlerinde neredeyse sınırsız sayıda işlemci çekirdeği kullanan mega sunucular tarafından güçlendirilen işlemci kullanımını ‘kiralayacağı' bulutta teknolojinin daha da fazla paylaşılmasını sağlayabilir.

Sunucu verimliliğini yüksek ve güç tüketimini düşük tutarak, bulut işletim sistemini kullanan şirketler bilgi işlemin sadece bir gider merkezi değil, işleri hızlandıran bir etken haline geleceği yeni bir döneme giriyor olabilir.

Hiç yorum yok: